Türkiye ve Çin Arasında Yaşanan Sorunlar

Yapısal ekonomik problemler yanında devlet teşekküllerindeki çalışanların sayısının azaltılmak istenmemesi ekonomik gelişmeyi yavaşlatmaktadır. Artan işsizlik ve bölgeler arası gelir dağılımı bozuklukları ciddi boyutlara gelmiştir. Halen sürdürülmeye çalışılan fiyat kontrol politikası, pazar ekonomisinin verimli çalışmasını olumsuz yönde etkilemektedir.

Yapılan yatırımların uzun vadede kar getirecek olması, ülkenin yasal yapısı hakkındaki kaygılar, sözleşmelerin geçerliliğine ilişkin engeller, dövize ulaşmanın zorluğu, uzun süren onay verme işlemleri, dile getirilen diğer sorunlardır.

Çin’in komünist geçmişinden kaynaklanan ve dış ticareti engelleyen uygulamalar henüz aşılamamıştır. Halen yöneticiler ekonomide kendi adlarına rol sahibi olmak istemektedir. Belli sektörler kayrılmakta ve bunlar yasa ve gümrük uygulamalarıyla korunmaya çalışılmaktadır.

Devlet mülkiyetli kuruluşların ekonomideki ağırlıklı rollerinin sürmesi istenmektedir. Bunlara bağlı olarak, yabancı yatırımcıların en fazla başını ağrıtan konuların başında yazılı olmayan ilave vergi yükleri gelmektedir. Yatırım aşamasında dile getirilmeyen, ancak işletme döneminde talep edilen vergiler vergi talepleri olarak ortaya çıkabilmektedir.

Firma Sorunları
Alacak Sorunları
Uzakdoğu ülkelerinin birçoğu ile yaşanan genel bir sorundur. Birçok firmamız, ürün teslim etmiş olmasına rağmen parasını veya para göndermiş olmasına rağmen ürününü teslim alamamaktadır. Konuya ilişkin firmalarımızın şikayetleri, ilgili Çin makamları nezdinde takip edilmektedir.

Taklit Ürünler ve Marka Tescili
Bazı Çin firmaları, Türk firmalarının markalarını taklit ederek üretim yapmaya devam etmektedirler. Ayrıca, bazı firmalar ise, Türk firmalarına ait markaları kendi adlarına tescil ettirmiş veya ettirmek için başvurmuş durumdadırlar.

Başvuruda bulunan firmalarımıza, DTM tarafından gerekli yönlendirme yapılmakta ve Türk Patent Enstitüsü ile temasa geçerek, ürünlerinin uluslararası tescilinin yapılması ile Pekin Ticaret Müşavirliğimiz ile temasa geçerek, ürünlerinin Çin’de yerel mevzuat kapsamında tescilinin yapılması yönünde gerekli destek sağlanmaktadır. Ayrıca, bu tür şikayetler Çin’nin Ankara Büyükelçiliği’ne de bildirilerek, gerekli girişimlerin yapılması talep edilmektedir.

556 sayılı “Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname-(KHK)” hükümlerine göre korunan bir hak elde edilebilmesi için markanın Türk Patent Enstitüsü (TPE) nezdinde tescil edilmesi gerekmektedir. Tescil edilmiş bir marka, hak sahibine izni alınmadan markasının üçüncü kişilerce kullanımını engelleme hak ve yetkisini verdiği için markanın tescilinin önemi, marka ihlali durumlarında açıkça ortaya çıkmaktadır.

Bununla birlikte, kanunların mülkiliği esası gereği 556 sayılı KHK’nin sağladığı koruma sadece Türkiye sınırları içinde geçerli olduğundan uluslararası ihlal durumunda koruma sağlamayacaktır. Bu nedenle, markaların pazarlandığı veya pazarlanacağı tüm ülkelerde tescil edilmesi uygun olacaktır.

Ayrıca, ülkemizin taraf olduğu “Paris Sözleşmesi”nin 6. ve 9. Maddeleri ile GATT-TRIPs Anlaşmasının markalarla ilgili 2. Bölümünün “Verilen Haklar” başlıklı 16. Maddesi, 556 sayılı KHK’nin 9. ve 79. Maddeleri ile uyumlu olarak marka sahiplerinin markasının izinsiz kullanımını ülkemizde engelleme ve gümrüklerde el koyma hakkından yararlanacağını öngörmektedir. Öte yandan, firmalarımızın markalarına uluslararası koruma sağlanması amacıyla, TPE tarafından 1 Ocak 1999 tarihinden itibaren “Markaların Uluslararası Tesciliyle İlgili Madrid Protokolü” uygulanmaya başlanmıştır.

Türk sanayicileri ve işadamları, anılan Protokole taraf olan Çin dahil 66 ülke için TPE aracılığıyla marka tescil başvurusunda bulunabilmektedir. Firmalarımızın TPE kanalıyla markalarının uluslararası tescilinin yapılmasını sağlamaları gerekmektedir. Uluslararası tescil başvurusu ile firmalarımızın tek başvuru yoluyla Çin dahil olmak üzere, birden fazla ülkede marka tescil başvurusunda bulunabilme, tek dilde başvuru yapabilme (İngilizce), maliyetler açısından tasarruf ve ulusal sistemlere göre hızlı tescil yapabilme avantajlarına sahip olabilecekleri değerlendirilmektedir.

Madrid Protokolü’ne başvurma şartlarını yerine getiren firmalarımız, başvuru evraklarını TPE’ye teslim ettikten sonra uluslararası tescil başvurusunu tamamlamış olmakta, uluslararası tescil başvuruları TPE tarafından şekli açıdan incelendikten sonra Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı’na (WIPO) gönderilmekte, WIPO tarafından yapılan kontrolün ardından, şekli açıdan uygun olan başvurular Uluslararası Sicil’de tescil edilmekte ve başvuru sahibine bu tescili içeren bir sertifika iletilmektedir.

Diğer taraftan, Uluslararası Sicil’de tescilin idari bir işlem olması nedeniyle, başvurunun seçilen ülkelerde koruma altına alındığı anlamına gelmemekte ve WIPO, başvuru sahibine gönderdiği belge ile eş zamanlı olarak seçilen ülkelere de başvuruyu iletmektedir.

Her ülke başvuruyu kendi marka mevzuatı çerçevesinde incelemekte ve bu kapsamda, Çin dahil her ülke, başvuruyu kısmen veya tamamen reddetme hakkına sahip bulunmaktadır. Bununla birlikte, bir ülkedeki ret kararı diğer ülkelerde başvuruya ilişkin işlemleri etkilememektedir.

Bu çerçevede, Madrid Protokolü kapsamında başvuruda bulunan firmalarımızın Çin tarafından ret kararı ile karşılaşması halinde, firmalarımızın ürünlerinin taklit edilmesi sürecinde Çin’de de kanuni yollara başvurabilmesi için, markalarını bizzat kendileri tarafından veya Çin makamlarının yetkili kıldığı hukuk büroları aracılığıyla “Trade Mark Ofis”e veya “Halk Mahkemeleri”ne yapılan başvuru sonucunda bu ülkede tescil ettirmeleri gerekmektedir. Bu süreç sonrasında, Çin’de gerekli hukuki girişimler yapılması ve marka taklidinin önlenmesi mümkün bulunmaktadır. Bununla birlikte, firmalarımızın temsilcilikleri vasıtasıyla bahse konu uygulamanın etkin bir şekilde yerine getirildiğini kontrol etmeleri de gerekmektedir.

Mavi Küf Hastalığı (Tobacco Bluemold)
1992 yılından bu yana Çin tarafından ülkemiz tütününde “Mavi Küf” hastalığı bulunduğu gerekçesiyle geliştirilen “3 yıl bekletme uygulaması kuralı” çerçevesinde ülkemizden sadece 3 yıl öncesinin ürünü alınmaktadır. Söz konusu durum Çin’ye yapılan tütün ihracatımızı olumsuz etkilemektedir. Konuya ilişkin olarak Tütün ve Alkol Piyasaları Düzenleme Kurumu’ndan alınan bir yazıda özetle, 1990 yılından bu yana ülkemizde yetişen tütünlerde salgın derecesine varan Mavi Küf hastalığına rastlanılmadığı, ihraç edilecek tütünlerden numuneler alınmak suretiyle laboratuarda analiz yapıldığı ve bu analiz sonuçlarının olumlu olması halinde, Bitki Sağlık Sertifikasına Mavi Küf hastalığının bulunmadığının yazıldığı ifade edilerek, tütünde 3 yıl bekletme uygulamasına gerek olmadığı belirtilmektedir. Buna ilaveten, ülkemizde üretilen tütün çeşitlerinin 3 yıl bekletme uygulamasına tabi tutulmadan dünya üzerindeki birçok ülke tarafından alıcı bulduğuna dikkat çekilmektedir.

Türk tütününde Mavi Küf hastalığı bulunmadığının tespiti amacıyla, Çin Kalite, Gözetim, Denetim ve Karantina Genel İdaresi (AQSIQ) yetkililerinin yanı sıra, Çin Devlet Tütün Tekel İdaresi (STMA), Çin Tütün Uluslararası Ticaret Şirketi (CTI) ve Çin Ulusal Tütün Şirketi (CNLTC) temsilcilerinin yer aldığı bir Çin heyetinin en kısa sürede ülkemizi ziyaret etmesi ve gerekli incelemelerde bulunması için Tarım ve Köyişleri Bakanlığımızın da uygun görüşü ile Pekin Ticaret Müşavirliğimiz Çin’in ilgili kurumları nezdinde girişimlerde bulunmuştur.

Gıda Güvenliği
24-27 Eylül 2009 tarihinde Pekin’de gerçekleştirilen Türk-Çin Karma Ekonomik ve Ticaret Komitesi 16. Dönem Toplantısı esnasında Türk tarafı gıda ürünlerinde ticareti kolaylaştıracak ‘Türkiye Cumhuriyeti ile Çin Halk Cumhuriyeti arasında Gıda Güvenliği Alanında Mutabakat Zaptı’nı imzalama niyetini ifade etmiş ve taslak metni AQSIQ’ya vermiştir. Çin tarafından cevap beklenmektedir.

Hayvan Sağlığı ve Karantina
24/01/2006 tarihinde ülkemiz ile Çin arasında “Hayvan Sağlığı ve Karantina” konusunda imzalanan ve ülkemizde onaylanarak 15/07/2008 tarihli ve 26937 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Çin Makamlarınca da onaylanan Anlaşma, tarafların birbirlerine bildirimde bulunmalarını müteakip 22/05/2009 tarih ve 27235 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Tavuk Ayağı İhracatı
Tavuk ayağının en büyük pazarı olan Çin’ye doğrudan ihracatı yapılamamaktadır. Ülkemizden doğrudan Çin’ye ihracat gerçekleştirilebilmesi halinde, tavuk ayağı ihracatında ton başına 150 ABD Dolarına varan fiyat avantajı yakalanacağı öngörülmekte olup, söz konusu sorunun çözümüne yönelik olarak Çin’den bir heyetin kanatlı eti ve ürünleri üretimi ve ihracatı gerçekleştiren entegre tesisleri yerinde ziyaret etmek üzere ülkemize davet edilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.

Konu, Çin Ticaret Bakanı Chen Deming’in ülkemize 6-8 Ocak 2010 tarihlerinde gerçekleştirdiği ziyaret sırasında Devlet Bakanımız Sayın Zafer Çağlayan tarafından gündeme getirilmiştir. Devlet Bakanımız Sayın Zafer Çağlayan, Tavuk ayağı ihracatı ile ilgili teknik engellerin kaldırılması hususunda yine bir teknik heyetin Çin makamlarınca Türkiye’ye gönderilmesi talebinde bulunmuştur. Tavuk ayağı ihracatı konusunda ise Türk tarafının Dünya Sağlık Örgütünden tavuk ürünlerinde kuş gribi bulunmadığına dair sertifika alması gerektiğini ifade etmiştir. Bu hususta Türk tarafı, söz konusu sağlık sertifikasının iki yıl önce alındığını belirterek, Çin tarafının teknik heyet göndermesinin yeterli olacağını ve en kısa zamanda teknik heyetin gerekli incelemeyi gerçekleştirmek üzere ülkemize beklendiğini ifade etmiştir. Bu kapsamda, AQSIQ’dan gelecek teknik heyetin hem tütünlerde Mavi Küf hastalığı olup olmadığının hem de tavuk ayağı konusunda inceleme yapmasının yararlı olacağı konusunda mutabakata varılmıştır.

Bakır İhracatı
1 Nisan 2009 tarihinden itibaren geçerli olan ve bakır boru ihracatında vergi iadesi oranını %13’e çıkaran kanun sebebiyle firmalarımızın haksız rekabete uğradığı ifade edilmektedir.

Maden ve bakır ihracatı sırasında Çin Devlet Kurumu CIQ tarafından numune alındığı, söz konusu Kurumun eleman yetersizliğinin bulunduğu ve alınan numunelerin uluslararası standartlara göre denetiminin yapılmadığı ifade edilmektedir.

Kaynak: Dış Ticaret Müsteşarlığı, IGEME   |   Editör: DijitalPort.com

Çin’in Türkiye ile Ticareti